NATO Zirvesi
NATO Zirvesi
Ankara’daki zirve yeni jeopolitik aşamada olduğumuz dönemde gerçekleşiyor.
NATO İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı dünyası için liberal demokrasilerin savunma örgütü olarak kuruldu ve tasarlandı. Siyasi ve askeri boyutu olan örgütün askeri yanı öne çıkarken siyasi yanı geri plana itildi oysa siyasi yapı amacı belirler, askeri yapı amacı gerçekleştirmekle yükümlüdür. NATO’nun esas yanı siyasidir. Kuruluş amacını demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü olarak açıklamıştır. Sovyetler Birliği’ne karşı ideolojik olarak da komünizmin yayılmasına karşı kurulmuştur. Türkiye de Sovyet tehdidini abartarak üye olmuştur. Üye olmasının en eleştirilir yanı, kendisi olmaktan vazgeçmesidir.
Soğuk Savaş döneminde uygulanan Yeşil Kuşak projesinin bedeli ülkemiz için ağır olmuştur, olmaya devam etmektedir.
Soğuk Savaş’a kadar bir savunma örgütü niteliğini koruyan NATO, sonrasında 2.0 versiyonuyla kendisine rol aramış, bulmuş ve sonuçta bir saldırı örgütü halini almıştır. Afganistan ve Libya müdahaleleri bunun somut örnekleridir. Bu arayış ülkemize ve bölgeye Ilımlı İslam projesi olarak yansımıştır. Brzezinski’nin Büyük Satranç Tahtası bu dönemin ürünüdür ve o zamanki adıyla Gülen Cemaatinin Orta Asya’daki eski SB mensubu ülkelerde örgütlenmesi de bu stratejinin bir parçasıdır. Türkiye Yeşil Kuşak’tan sonra Ilımlı İslam denemesinin de laboratuvarı olmuştur. Bedeli ödenmeye devam edilmektedir.
NATO 3.0 tam da ABD’nin tek süper güç olmaktan çıktığı ve Ulusal Güvenlik Stratejisini yenilediği dönemin ardından geldi. Yeni strateji Amerika kıtasını ABD hegemonyasına bırakırken, Avrupa’yı kendi savunmasını güçlendirmeye, Ortadoğu’da İsrail ve enerji koridorlarının güvenliği sağlamaya ve asli güçleriyle Çin’in etkisini kırmayı amaçlamaktadır.
Venezuela’ya müdahalesi ve İran Savaşı bu stratejilerin sahaya yansımasıydı.
Avrupalılar 800 milyar Avroluk bir hedef koydular ve savunma bütçelerini 2035’e kadar GSYH’lerinin % 5’e çıkarmayı tartışıyorlar, bu, elde edilebilir hedef mi? O nedenle tartışılıyor dedim.
Bizi en çok ilgilendiren üç şey var: Birincisi bölgeye yönelik adımlar. Yani İsrail’in ve enerji tedarikinin güvenliği konusu. İkincisi Avrupa’nın savunması için umulan katkı. Bu ikisi, ABD Ulusal Güvenlik Stratejisinde de yer verildiği gibi, bölgedeki müttefiklerinin yardımıyla yapılmak istenmesi.
Yani ABD’nin Türkiye’den beklentisi İsrail’le ortaklaşılması ve Avrupa’nın savunmasına katkı vermesidir.
Üçüncüsü, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35, F-16 sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Bu konular Trump tarafından çözülebilir. Ama, amaları, fakatları çok olan bir durum zira Kongre’nin tavrının belirleyici olduğu durumlar var. Bütün bu ilişkiler olumlu seyrederse ABD-Türkiye ilişkileri daha ileri bir eşiğe ulaşır.
Ulaşmasına ulaşır ama Akdeniz, Kıbrıs, Karadeniz ve sönümlemiş gibi görünen Suriye’deki durumdan kaynaklı olarak piyasaya sürülen Terörsüz Türkiye projesinin getirileri/götüreleri ne olur? İsrail ile nasıl aynı rotaya girilir?
SONUÇ
NATO 1.0 bağımsızlığımızı aşındırmış, din-devlet ilişkilerinin kodlarını bozmuştu. NATO 2.0 Ilımlı İslam ile test edilmemize yol açtı. NATO 3.0 ülkemizi Ortadoğu ülkesine dönüştürme potansiyeli taşıyor. Adana’da kurulacak NATO Kolordusu ve Terörsüz Türkiye sevdası bunun işareti gibi duruyor.
AB’nin Türkiye’den beklentisi savunmasına katkıda düğümleniyor ama Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin engellemelerini aşabilirse…
Bu konuda ülkenin kozu ise savunma sanayi alanında kaydedilen gelişmedir.
6 Temmuz 2026
Ahmet Yavuz
Yorumlar
Yorum Gönder