Venezuela müdahalesinin geri planını anlamak
Venezuela müdahalesinin geri planını anlamak
ABD'nin Delta Force aracılığıyla icra ettiği Venezuela operasyonun ayrıntılarını öğrenmemiz uzun zaman alacak. Muhtemelen içerden edindikleri bilgiler operasyonu başarılı kıldı.
Operasyondan çıkarılacak birkaç ders ama önce nedenini doğru kavramak gerekiyor.
Esasında bir süre önce yayımlanan Ulusal Güvenlik Strateji belgesi ki yeni Monroe doktrini olarak nitelendirilmişti, meseleyi kavramamıza yardım ediyor. Belge ABD'nin kendi kıtasında hegemonyasını kuracağını açıklıyor. Avrupa'nın yükünden kurtuluyor. Ortadoğu'da İsrail'i koruyor. Çin ile çatışmadan onu baskılamayı sürdürmeyi arzuluyor. Ukrayna-Rusya Savaşını da bir türlü bitirmek istiyor.
O halde büyük stratejisini şöyle okumak mümkün: Karşısında kendi imparatorluğunu tehdit eden, giderek organize olma arayışı içinde olan Küresel Güney'in gelişmesini ve kurumsallaşmasını geciktirmek ve mümkün olduğu takdirde engellemek.
Küresel Güney'in oluşumu ABD'yi neden tehdit ediyor? Çünkü ABD'nin kurduğu dolar egemenliğini tehlikeye atıyor. Kimi ülkeler ticaretini dolar yerine belirledikleri para birimleriyle yapıyor. Operasyonun hedefi olan Venezuela Çin ile ticaretini dolar kullanmadan yapıyor, petrolün bir kısmını Çin satın alıyor. Venezuela Çin'in verdiği kredileri petrol satarak ödüyor. İran için de benzer bir durum söz konusu. Geçmişte cereyan eden Irak ve Libya müdahalelerinin gerekçesini de aynı bağlamda yani ilgili ülke liderlerinin doları petrole karşı ödeme aracı olmaktan çıkarma arayışında aramak gerekiyor.
ABD'nin dünya ölçeğinde iki büyük gücü var. Biri yukarda izaha çalıştığım ticari araç olarak doları. İkincisi küresel ölçekte örgütlenmiş askerî gücü. Bu güç kriz bölgelerine kolaylıkla müdahale edebilecek bir avantaj sağlıyor. Elindeki deniz ve hava araçlarıyla istenilen bölgeye kısa sürede güç aktarımı yapabiliyor. Komuta-kontrol sistemleri otonom operasyon yapma imkânı sunuyor.
Bu iki güç yani ordu ve para birbirine sıkı sıkıya bağlı. Para kaybı ordunun etkinliğini zamanla ortadan kaldırır. Trump'ın daha doğrusu Birleşik Devletler'in müesses nizamının buna tahammülü yok. Zaten ekonomide geriye düşmüş ve trilyon dolarlarca borçlanmış vaziyette.
Bir diğer önemli konu ise nadir toprak elementleri konusunda Çin'e bağımlılığını ortadan kaldırması gerekiyor. Ukrayna'nın madenlerine el koydu. Gözünü Türkiye'ninkilere dikti. Venezuela bu konuda çok zengin. Trump'ın ülkeyi biz yöneteceğiz demesi bundandır. Grönland bu arayışın bir parçası.
Başka dersler de var: İç cephenin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ordularla rejimlerin ayakta tutulamayacağı da. İçerde kutuplaşan ülkelerin dış etkiye o ölçüde açık olduğu gerçeği de bir kez daha anlaşıldı. ABD ordusu gelip devlet başkanını götürmüş, muhalefet hemen ve utanmadan "göreve hazırız" açıklaması yapabiliyor.
Ülkeler bekalarını güvenlik-refah-adalet-özgürlük değerlerini dengeleyerek ve uyumlu bir sosyal yapı üzerine inşa ettikleri siyasal düzenleriyle sağlayabiliyor. Daha ötesi yok. Parti devleti olmak yerine liyakate dayalı kurumlara sahip olmak! Bizim için en önemli ders budur.
Maduro açısından en önemli ders ise amaçlarıyla araçları arasındaki dengeyi kurmakta kaldığı yetersizlik.
Üzerinde kafa yorulacak çok boyutlu bir konu ama şimdilik bu kadarla yetinelim...
3 Ocak 2026
Ahmet Yavuz
"Ekonomide geriye düşmüş" değil hala dünyanın en büyük ekonomisi. "Nadir toprak elementleri konusunda Çin'e bağımlılığını ortadan kaldırması" ise bu tarz operasyonlarla mümkün olmaz. Nadir toprak elementleri "nadir bulunan element" anlamında değil çıkarması ve işlemesi zor olan elementler. ABD'de şu andaki çalışma ve sosyal güvenlik kanunlarıyla istediği kadar operasyon yapsın yine de Çin'e rakip olamaz.
YanıtlaSil